11 Şubat 2019 Pazartesi

İstiridye Avcısı'nın Sorularını Yanıtlıyorum - Mim


Merhabalar,  iki yayındır mimlerden ilerliyorum. Aslında sık sık veya üst üste mim yazmak pek huyum değildir :) Eğlenceli olsa da ben arada yazmayı seviyorum. Fakat İstiridye Avcısı adlı blog arkadaşım o kadar güzel sorular hazırlamış ki, dayanamadım ve bu mimi de hemen yazmak istedim. Kendisine teşekkür ediyorum. Mimler sayesinde arkadaşlarımızla sosyal etkileşimlerimiz artıyor ve daha iyi tanıma şansımız oluyor. Şimdi bu anlamlı soruları vakit kaybetmeden cevaplayalım :

1) Negatif olayları pozitif açılımlarla yorumlayıp olumlama yapmayı sever misiniz? Evetse neden? Hayırsa neden?
Üzülerek hayır diyorum sanırım:/ İşin içinde olumlu yanları varsa, tabi ki o taraftan bakarım. Fakat burada negatif olayı pozitif algılamaktan bahsediyor... Genel olarak gerçekçi ve tüm ihtimalleri değerlendiren bir yapım var. Negatif bir olaysa içinde bulunduğum negatifliği olumlu karşılamaktan çok, nasıl olumlu hale çevirebilirim diye düşünüyorum.
Ben negatif olayları pozitif görmek yerine düzeltme şansım var mı ? sorusuna odaklanıyorum sanırım :) Lakin  karamsar birisi de değilim canıım :))

2) İnsanları sınıflandırma eğilimi hakkında neler düşünüyorsunuz ? 
Bu en hassas noktalarımdan diyebilirim. Her şart ve koşulda, ne olursa olsun kimse kimseden üstün değildir. Bu sınıflama durumlarına insanlık yönüyle bakıyorum ve insanların birbiri üzerinde değil sınıflama yapma hakkı, bunu düşünme hakkı bile yok. Bakmayın insanoğlu geçmişten bu güne kadar özellikle kadın-erkek sınıflamasıyla bile akıl almayacak derecede işkenceler yapabilmiş. Bunu kendisine hak görmüş ! Ne kadar komik değil mi ? Lütfen insanlara yaratılış ve maneviyat olarak kimsenin, kimseden farkının olmadığını artık anlatalım. Zaten bunu kavrayan insanlar hiç bir konu da sınıflandırma ve ötekileştirme yapmaya kalkışmayacaktır.
Not : Çevremden genelde insanları bu kadar önemseme, onları bu kadar düşünme vb. öneriler alıyordum:) Keşke herkes birbirini önemsese ama gördüm ki, bu pek mümkün değil. Bende sadece vicdanımı önemsiyorum...

3) Sizce herkes birbirine benzeseydi nasıl bir dünyada yaşardık ?
Ooo ! hayırrr...Böyle bir şey olmasın tabi ki :) çok sıkıcı bir yer olurdu. Şimdi bile birbirine özenen, güzellik adı altında dudaklarını yaptıran, aynı makyaj stilini uygulayan her yeri kusursuz insanlar görmek sıkıyor. Düşünsenize tıpkı bir fabrika ürünü gibi her yerde benzer güzellikler var. Bence kişiyi özel yapan kendine has güzellikleri ve kusurlarıdır. Ben sevdiklerimin her özelliğini ve farklı oluşunu seviyorum şahsen :)

4) Doğum ve ölüm hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ? 
Doğum zaten bir mucize. "Ölümü ise her nefis tadacaktır :)" Ölüm zor gelir tabi ki, ürkütücü gelir. Fakat bir gerçek var ki ," ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı". İnsanı korkutan sevdiklerinden ayrılması oluyor. Her ikisininde olağan olduğunu kabullenerek sağlıklı, temiz ve uzun ömürler yaşarsak en büyük zenginliktir.

5) Karakterinizi bir hayvana benzetecek olsanız ne olurdunuz ? Neden ?
Ben bu soruya bir türlü yanıt bulamadım :) hemen google amcaya sordum. Dedim ki , burçlara göre ruh hayvanları? Kova burcunun ruh hayvanı kanguru  çıktı :) Şöyle söylüyor:
Kanguru: Kovaların vakti iyi değerlendirme, sosyallik, zeka , özgürlük ve takım çalışmasına olan yatkınlıkları kangurularla aynı ruh özelliği taşıdığını gösteriyor.
Dedii...

6) Bir yazarla (Ölmüş yada yaşayan olabilir) bir hafta sonu geçirme hakkınız olsa kiminle olmak isterdiniz ?
Bu soru için birden çok yanıtım var aslında seçmek çok zor.
M.Kemal Atatürk, M.Akif Ersoy ve edebi türde Sabahattin Ali özellikle bu üç kişinin gerek yazıları, gerek edebiyatı, ayrı bir karizmaları var.
Fakat en çok Atatürk ile bir hafta sonu geçirmek isterdim. Bu kadar çok yönlü gelişen bir insan olması ve başarıları beni etkiliyor.

7 )Yaşamınız bir sinema filmi haline gelse ismi ne olurdu ? Neden ?
Bu soruya cevabım ileri ki yıllarda değişebilir.Yaşam devam ettikçe düşüncelerimizde aynı oranda farklılaşıyor. Şuan için 23 yıllık hayatım üzerine bir film ismi seçecek olsaydım :)
"17 'den Sonra"  derdim.  17 yaş benim için gerçek Dünya'nın manzarasını görmek oldu... Gerçi küçükken de hep yaşımdan olgun davrandığımı söylerlerdi ama... 17 yaş sadece insanlar değil, ruhsal gelişim yönüyle de hayatın gerçeklerini kabullenme aşamalarımın başladığı yaşımdı.  Eskisi gibi saçma sapan olaylara gülemediğimi, sırf eğlence olsun diye yaptığım saçmalıkları artık yapmadığımı, kendimi eskisi gibi kolay mutlu edemediğimi, toplumsal yaşamın etkilerini ve hayatta kalma şartlarını fark ederek kabullenmeye başladığım asıl yaşlarımdı...

Benim için anlamlı bir mim oldu :) umarım sizlerde okurken beğenirsiniz. Bu mimi herkesin yapması gerektiğine inanıyorum :) Çok güzel olur... Bütün listem MİMLENDİNİZ...